Serenad Göksel’den beyaz perde seçkisi

Kültür-sanat editörlerimizden Serenad Göksel, sizler için beyaz perdeden seçtiği “Cebimdeki Yabancı” ve “The Post” filmlerini yorumladı. İşte Göksel’in perspektifinden film eleştirileri…

CEBİMDEKİ YABANCI

Yedi eski dost, bir akşam yemeğinde bir araya gelmeye karar verir. Herkes sofrada oturmuş kahkahalarla sohbet edip yemek yerken, basit bir oyun oynamaya karar verilir. Telefonlar masaya konacak, gelen her mesaj ve bildirim yüksek sesle okunacaktır. Bunca zaman çok yakın dost olduklarını düşünen grubun aslında birbirlerine yabancı oldukları ortaya çıkar.

Küçücük bir atmosferi olan filmde, her şey bir evde ve yemek masasında geçiyor. O nedenle yönetmen Serra Yılmaz’ı tebrik etmek lazım. Tek mekanda film çekmek çok kolay gibi görünmesine rağmen, seyirciyi 90 dakika sinemada tutmak zordur. Murat Dişli’nin senaryosunu “Perfect Sconosciuti” adlı İtalyan yapımından uyarladığı filmin başrollerinde Belçim Bilgin, Buğra Gülsoy, Çağlar Çorumlu, Leyla Lydia Tuğutlu, Serkan Altunorak, Şebnem Bozoklu ve Şükrü Özyıldız bulunuyor. Tüm ekip birbiriyle çok iyi uyum sağlamış. Akış pürüzsüz, oyuncular fevkalade sıcak ve doğal.

Filmde en yakınınızın bile size aslında ne kadar yabancı olduğunu görüyorsunuz. Cep telefonlarının bir başka bakış açısıyla insanın kara kutusu oluşu ve hatta hayatımıza girişiyle etrafımıza, kendimize ve topluma yabancılaşmamız söz konusu. Bir buçuk saatim var, gülmek ve eğlenmek istiyorum dediğinizde görmenizi tavsiye ederim bu filmi…

Serenad Göksel film eleştirisiTHE POST

Silahı olmadan halkı için savaşan gazetecilerin hikayesi… Dram türündeki The Post, 1971’de Pentagon belgeleri ekseninde dönen yasal süreci anlatıyor. Washington Post çalışanları editör Ben Bradlee (Tom Hanks) ve yayıncı Katherine Graham (Meryl Streep), uzman ordu analisti Daniel Ellsberg tarafından yazılan ve sızdırılan Pentagon belgelerini yayınlayacaklar mı?

The Post’un içinde üç önemli ders var:

1. Baştan sona diyaloglara dayalı bir senaryodan, nasıl böyle nefes kesen bir film çıkarılır? Steven Spielberg’den yönetmenlik dersi.
2. Gazete patronu nasıl olunur? The Washington Post gazetesi patronu, Katherine Graham’den.
3. Gazetecilik nedir ve nasıl yapılır? The Post’un Genel Yayın Müdürü, Ben Bradlee’den.

Filme konu olan “Pentagon Belgeleri” dönemi, Vietnam savaşı sırasında Milli Savunma Bakanı olan Robert McNamara’nın “savaş analiz uzmanı” yollayarak hazırlattığı dört bin sayfalık bir rapor. Analizcinin tespiti, “Amerika’nın bu savaşta olmasına gerek yok. Kazanması da mümkün değil” yönünde. Ama McNamara, başkanın talimatına uyarak raporu saklıyor. Uzman, duruma tahammül edemeyince haberi The New York Times’a sızdırıyor. Böylece Times’ın yayınına yasak geliyor ve uzman belgeleri bu defa The Post’a sızdırıyor.

Yasak konan bu belgeler, The Post’ta yayınlanırsa bu anlamsız savaş bitece k.Ama,o sırada gazete mali sorunlarla mücadele etmek için hisselerini halka açmaya karar vermiş. Bu çok riskli karardan ötürü The Post batabilir, yüzlerce insan işsiz kalabilir. Kararı bayan Graham verecek. Açıkçası Spielberg, yine Oscar kazanmak istiyor. Büyük bütçeli bir yapımda, Meryl Streep ve Tom Hanks gibi muazzam oyuncuları da yanına alarak politik açıdan hassas bir konuya girişmiş. Bu iki önemli isim zaten filmi izlettirir, hem de Spielberg’in yönetmenliğinde.

Bu filmi kaçıran üzülür. Hatta Amerikalılardan sonra en çok bizim izlememiz gerekiyor. Filmin en önemli mesajı: Basın yönetenlerin değil, yönetilenlerin hizmetinde olmalıdır!

Diğer Haberler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close