90 yaşında Kadıköy delikanlısı; Hasan Reis…

Onu sayfalarımıza taşımak için çok nedenimiz var. Kadıköy’de dünyaya gelen, 90 yaşında 82 yılını Dalyan sahillerinde geçiren Hasan Reis, bir anlamda Kadıköy’ün yaşayan tarihi… El değmemiş yıllarında Marmara’nın temiz deniz ürünlerinden beslenmesinin karşılığını yaşlılığında alan usta denizci, yaşıtları hasta yataklarında iken karaya tekne oturtuyor. Ağzını bıçak açmayan Hasan Reis, yıllar sonra Kadıköy Life’a döktü içini…

En büyük sevgilisi, Fenerbahçe’de Dalyan ve Marmara Denizi olmuş Hasan Reis’in… Bugünün balıkçıları yaşamamıştır ama, Marmara’dan uskumru sürülerini dize getirdiği günleriymiş. Şimdi mi? Kadıköy sırtını mecburen Cunda’ya döndü.

HEM HALATLARI HEM DE “AHH” ÇEKİYOR…

Hasan Kepekli, Ziverbey’de “Acem’in Köşkü”nde dünyaya gelmiş. İranlı Acemlerin köşkünde çalışan anne ve babasının yanında çocukluğunun ilk yıllarını geçiren Kepekli, sonrasında ekmeğinin derdine düşmüş ve Dalyan kıyılarıyla tanışmış. Dile kolay, 82 yılını geçirmiş Fenerbahçe sahillerinde. Konuşması, üslubuyla tam bir İstanbul beyefendisi, yaşam tarzıyla da kendi kendine yeten bir Kadıköy balıkçısı olabilmiş. En büyük zenginliği, kendisini babası gibi gören iş arkadaşları…

Bir de mutlu evliliğinden dört çocuğu dünyaya gelmiş. İkinci oğlu 58 yaşında hayatını kaybedince, 3 çocuğuyla hayata sarılmış. Ünlü tiyatrocu Bülent Kayabaş kızına aşık olunca da damadı olmuş. Yaşına göre sağlığı oldukça yerinde, hatta bir hayli fazlaca… 18′lik delikanlı gibi koşuyor, eskisi gibi lezzetli olmasalar da balık tutmaya devam ediyor. Daha da ileri gidiyor, bakım ve onarım için karaya tekne oturtuyor. Eskisi gibi yapılmasa da İstanbul’un en tecrübeli dalyancılarından Hasan Reis… Dalyancılık, yani denizin ortasına kurulan ve karayla bağlantısı bulunan dev havuz sistemini, 1973 yılından 2003 yılına kadar profesyonel olarak gerçekleştirmiş reis…

İşte Hasan Reis’in Kadıköy Life’a özel açıklamaları:

“ÇALIŞTIKÇA KENDİMİ ZİNDE HİSSEDİYORUM…”

Ahhh ah… O günler bir başkaydı. Bana hep sağlığımın nedenini soruyorlar. Çalışıyorum, çalışmayı seviyorum. Çalışan beden hastalanır mı, kendimi zinde hissediyorum. Varsa ömrüm, yaşarım bir 90 yıl daha…

“ESKİ GÜNLERİ, DOSTLARIMI ÇOK ÖZLÜYORUM…”

Fenerbahçe’de Cumhuriyet’in ilk yılları bir başkaydı. 1936 yılında Atatürk’ümüzü gözlerimle gördüğüm anları unutamam; trene binişi, ardındaki konvoy… Belvü Gazinosu’na kadar arkasından takip etmiştim Ata’mızı… Bir de komşularımız vardı; Ermeni’si, Rum’u, Yahudi’si ve Hıristiyan’ı ile iç içe yaşardık. Herkesin birbirine faydası olurdu da zararı olmazdı. Ülke koşulları işte… Şimdileri hayatta olanları çok az, onlar da sağolsunlar her zaman arar sorarlar, ben de ararım.

“İNSANLIKLA BİRLİKTE MARMARA DA KİRLENDİ…”

Kadıköy açıklarında Marmara’dan çok ekmek yedik, hala da yemeye çalışıyoruz. Gençliğimde ve orta yaşlarımda henüz kirlenmemişti deniz, en az 70 çeşit balık vardı. En başta uskumru, barbunya, orkinos, izmarit ve istavrit kayboldu Marmara’dan, azaldıkça azaldı. Şimdileri biraz kalkan var; çinekop, lüfer, birkaç çeşit de balık… Ben Marmara’dan ekolojik olarak geri dönüşün artık imkansız olduğu kanaatindeyim. En azından olanlar kurtarılmalı, iyileştirilmeli, ama bu koşullarda nasıl olacak onu da bilmiyorum. Hal ve hareketleriyle, edepleriyle, görünüşleriyle insanlar çok değişti. Elbet herkes için söylemiyorum ama insanlık kirlendi, beraberinde de Marmara…

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close