Sanat iyileştirir!

“Bir şeyi gerçekten yapmak isteyen bir yol bulur istemeyen mazeret” demiş McKenzie. İki değerli isim Enis Fosforoğlu ve Tuba Emlek yol haritalarını çoktan çizmişler ve Kadıköy’de kurulacak “İnsan Atölyesi” için kolları sıvamışlar bile… Duayen diyor ki; “Genç bir televizyoncu, diksiyon hocası, ayrıca Psikolog olan Tuba Emlek ile birlikte çalışıyorum. Çünkü o genç yaşına rağmen tarihten çıkıp bugünü yaşamış gibi.”

İşlerine sadakat ve disiplinle bağlı, tecrübelerini bir an evvel aktarmak coşkusuyla gözleri parlayan bu iki güzel insan, heyecanla atölyenin kapılarının açılması için hazırlanıyor. Elbette yalnız değiller. Onlara kıymetli ve eğitimli asistanları da eşlik edecek. Yaptığımız hiçbir şey tek başına başarılamaz ve bizleri her zaman sevgi kurtarır. Siz de bu sevginin bir parçası olmak istiyorsanız, Ekim ayı ortasından itibaren “İnsan Atölyesi”nin kapısından mutlaka içeri girin…

80’li yıllar… Bahariye’de Tevfik Gelenbe ve Enis Fosforoğlu tiyatroları ve benim de çocukluğumun geçtiği salonlar. O tarihleri hatırlayalım mı?

Gerçekten güzel günlerdi. Kadıköy; kültür ve sanat adına kurtarılmış bölgeydi. Kendi tiyatroma “hiç yer kalmamıştır” yazısını görüp öyle girerdim. Gençsin ama o günleri yaşadığın için teşekkür ederim.

Sanat

Sanatta 40 yılı devirdiniz değil mi?

Evet… O güzel günlerin bugün de devamını sağlamak adına gençlerle birlikte çalışıyorum. Bugün çevremde örneğin Tuba’da bunu görüyorum. Hem genç hem de o dönemi yaşamış gibi olgun. Şimdi seninle de bunu paylaşmak beni çok mutlu etti.

Geçmişten bugüne nasıl farklılıklar görüyorsunuz? Artık bu işin eğitimini almış gençler tiyatrolar kuruyor.

Onları çok destekliyorum ama seyirci geriledi, kültür sanattan uzak kaldı. Bunun sosyoloji ile her şeyle alakası var. Son 20-25 yıldır kültür politikasının da eksikliğinden olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden genç tiyatroları yürekten desteklerken, sahip çıkılmasını da istiyorum.

Dizilerde konservatuar eğitimi almış oyunculardan ziyade modellikten veya farklı meslek dallarından gelen isimleri daha ön planda görüyoruz. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

İstisnalar dışında günlük yaşamak, ben yaptım oldudemek ön plana geçince, eğitim de geri planda kalıyor. Yetenek artı eğitim diyorum ve sahne ışıltısı, ışık, aura bütün bunların birleşmesi gerekir.

Bugüne kadar TV tarihinde çok başarılı ve aklınıza kazınmış diziler var mı?

Şener Şen ve Türkan Şoray’ın oynadığı İkinci Bahar, bir de Çağan Irmak’ın yönetmenliğini yaptığı Çemberimde Gül Oya.

Peki ya beğendiğiniz oyuncular?

Türkiye oyuncu konusunda verimli bir arazi… Herkes oynuyor zaten..! Mesela yeni oyunculardan Kenan İmirzalioğlu ama keşke sistem tek tip rollerde oynatmasa. Örneğin; Oktay Kaynarca tiyatroda her rolü oynayan bir adam ancak televizyonda mutlaka mafyanın içinde… Kıvanç Tatlıtuğ da oyunculuğunu giderek kanıtladı ve bu aralar Kiralık Aşk’ta rol alan Elçin Sangu dünya çapında oyunculuğa sahip bir kız.

Tiyatroya hâlâ âşık mısınız?

Karşılıksız bir aşk demeyeceğim çünkü tiyatroya haksızlık olur. Ama dizilere âşık olsaydım bugün zengin olurdum.

Biraz da Büyükada’da yeni açtığınız ve Sonbahar’da da Kadıköy’de kapılarını aralayacak olan atölyenizden bahsedelim…

Yeşimcim benim kafamdaki önce insan atölyesi olması! Evet… Ekim gibi Kadıköy’de başlayacağız. Kendini ifade, diksiyon, hayata donanım, oyuncu yetiştirme, konservatuara hazırlık gibi bölümler olacak.

Genelde gençlere yönelik mi? Bir yaş sınırlaması var mı?

Hayır, 7’den 70’e…Büyükada’daki yaz okulumuza 45 yaşında bir hanımefendi geldi. “Artist olmaya gelmediniz inşallah” dedim. “Hayır, sesim çıkmıyor, ses eğitimi almaya geldim” dedi. Nerede kullanacağını sorduğumda şöyle cevap verdi: “Kocam bana bağırıyor ve ben artık ezilmek istemiyorum.” Eğitim sonunda sertifika verdim gitti ama boşandı mı bilmiyorum.(Kahkahalar)

40 senenin ardından bu hayatta artık sizi neler heyecanlandırıp mutlu ediyor?

Çok zor sorular soruyorsun (derin bir iç çekme). Hâlâ varsa içtenlik ve sevgi var. Azaldık, her şey çok azaldı. İçtenliği, aklı gördüğümde mesela senin gibi, o zaman benim gözlerim güzel bakmaya başlıyor. Etrafımda ahmaklık görmek istemiyorum.

Hayatınızda tahammül edemediğiniz ne var?

Yalan.

Herkes yalan söylemez mi sizce?

Benim prensiplerimi etkileyecek yalanlar diyelim.

Eğer benim yerimde olsaydınız kendinize ne sorardınız?

Çok güzel sorular sordun onun için senin yerine geçip ukalalık etmek istemem. Çünkü senin gibi iyi bir gazeteci, iyi sorular sorar zaten. Bunun için de sana çok teşekkür ederim.

Son olarak, keşke olmasaydı dediğiniz yanınız nedir? Yani böyle bir ruhum olmasaydı daha mutlu olurdum…

Unutamamak…

Gözlerinizden akan pozitif enerjiye ve 40 yılını sanata vermiş büyük ustaya çok teşekkür ediyorum. Benim için onurdu.

Güzel bir şey buldum mu mutlaka söylerim. Yeşim’cim, ben de senin aklına çok teşekkür ediyorum.

sanat-iyilestirir-4

“BİZLER BİR MİSYONU TEMSİL EDİYORUZ; CUMHURİYET KADINLARIYIZ…”

Karşımda güzel, zarif hem psikolog hem de haber spikeri bir hanımefendi var. Son dönemlerde haber dünyasında olup bitenlerle ilgili düşüncelerinizi sormak istiyorum?

Gündem ağır… Türkiye’nin gündemi her dönem hızla değişiyordu ancak içinde bulunduğumuz dönemde bu hız daha da arttı. Habercilik açısından zengin ancak olan biteni aktarmak açısından zor bir dönemdeyiz.

Psikolog ve haberci olarak 15 Temmuz gecesi neler hissettiniz?

Hiç şüphesiz darbe girişimi gecesi yaşananlar 7’den 70’e pek çok kişide az ya da çok derecede travmaya neden olmuştur. 15 Temmuz’a kadar yaşanan pek çok toplumsal travma var. Genel anlamda toplum olarak travmatik bir süreç yaşıyoruz.

Sizce bu süre daha ne kadar devam edecek?

Açıkçası buna cevap vermek çok güç. Sosyo kültürel, sosyo ekonomik değişimin bu kadar hızlı olması herkesi çok yordu. Bir belirsizlik içindeyiz ve nereye kadar böyle yuvarlanıp gideceğiz bilmiyoruz. Fakat eninde sonunda sağduyu, birlik ve beraberlik içinde tüm yaşananlar aşılacaktır.

Kadın hakları Türkiye’de ne kadar yerli yerinde işliyor?

Türkiye cinsiyet eşitliğinde 142 ülke arasında 125’inci sırada, her 2 kadından biri fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor. Okuma yazma bilmeyen her 5 kişiden biri kadın… Türkiye’de kadınlarımızın siyasete katılım oranı hâlâ yüzde 15…Gerçekçi bakarsanız sadece sözde kalıyor kadın hakları. Bizler bir misyonu temsil ediyoruz. Çağdaş, Atatürkçü Cumhuriyet kadınlarıyız. Kadınların yaşadığı pek çok sorun var. Bunu aşmak bir süreç işi ve başarmalıyız. Kadın hayatın her alanında daha çok katılımcı ve söz sahibi olmalı.

Kadından söz açılmışken, artık kadınlar evliliklerinden daha çabuk vazgeçebiliyor ve bu kararı daha hızlı uygulamaya taşıyor. Boşanmaların bu derece çoğalmasını neye bağlıyorsunuz?

Farklılıklar eşlerin boşanması için değildir, aksine birbirlerini tamamlamaları içindir.  Problem, çözme becerilerine katkı sunar. Ancak artık insanlar tahammülsüzleşti. Düşünün sadece Anadolu Adliyesi’nde 19 Aile Mahkemesi, her birinde bekleyen yüzlerce dava var. Kadının ekonomik olarak hayata katılması, çalışma hayatının içinde olması ve kitle iletişim araçlarının yaygın kullanımı da büyük etkenler.

Siz bir kadın olarak hayata nasıl bakıyorsunuz?

Empatik bakış açısını içselleştirmiş, pozitif düşünen, kendiyle barışık birisiyim.

Empati kurmak bir kültür işi değil mi?

Kesinlikle. Enis Bey’le de yapacağımız psikodrama çalışmalarında buna eğileceğiz.

Bundan 10 sene sonra nerdesiniz?

Çok zor bir soru oldu bu. Ben hep kendimi eğitmen olarak hayal ediyordum. Bilgiyi paylaşan, aktaran bir kişi olmaya devam etmek istiyorum. Gelecekte çocukların eğitim hayatına katkı sunacak bir vakıf kurmayı arzu ediyor ve bugünden hedef koyuyorum.

Diyelim ki dünyaya miras bırakacağınız 3 kelime var. Bunları söyler misiniz?

Sevgi, sadakat, samimiyet…

sanat-iyilestirir-2

Diğer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close