Kalamış’ta deniz ayağa kalktı

Yeni yılın ilk günleri… İnsanlar takvim yaprakları değişirken genellikle gökyüzünden sessizce düşecek kar tanelerini bekler. Şehrin telaşına kısa bir mola, sokaklara bir beyazlık, zamana küçük bir yavaşlama gelsin isteriz. Oysa bu yıl Kalamış’ta kar yerine deniz konuştu; hem de tüm gücüyle…

Fırtınalı hava koşullarıyla birlikte Kalamış Koyu, alışıldık sakinliğini bir kenara bırakarak sert, dalgalı ve coşkulu bir yüzünü gösterdi. Rüzgâr, Marmara’nın yüzeyini kabarttıkça kabarttı; koca koca dalgalar kayalara çarparken, suyun sesi sahil boyunca yankılandı. Köpükler, kayaların üzerinden savrulup kıyıya ulaştı. Bir an için insan, İstanbul’da değil de uzak bir okyanus kıyısında duruyormuş hissine kapıldı.

Kalamış'ta deniz ayağa kalktı

Sahil yolunda yürüyenler, bu beklenmedik manzaraya hem şaşkınlıkla hem de hayranlıkla tanıklık etti. Kimileri montlarının yakasını kaldırıp adımlarını hızlandırdı, kimileri ise durup denizi izlemeyi tercih etti. Islanmamak için kenardan yürüyenler, dalgaların bir sonraki hamlesini sezgisel olarak hesaplar gibiydi. Doğa, burada kontrolün insanda olmadığını sessiz ama çok net bir şekilde hatırlatıyordu.

Denizin bu coşkulu hâli, gökyüzünü de harekete geçirmişti. Yüzlerce martı, dalgaların üzerinde alçalıp yükseliyor; rüzgârla savrulan suyun içinden balık kapma telaşıyla çığlıklar atıyordu. Fırtınanın kabarttığı deniz, balıkları yüzeye yaklaştırmış; bu da martıların iştahını adeta kışkırtmıştı. Her dalga, onlar için yeni bir fırsat; her köpük, yeni bir mücadele anlamına geliyordu. Martılar, doğanın bu sert ama bereketli anında hem cesur hem de son derece kararlıydı.

Bu sahne, izleyenler için tuhaf bir tezat barındırıyordu. Bir yanda sert rüzgâr, dalgaların hırçınlığı ve doğanın kontrolsüz gücü; diğer yanda yaşamın devam ettiğini gösteren bir hareketlilik, bir canlılık vardı. İnsan, martıların bu iştahlı mücadelesini izlerken hem hayran oluyor hem de kendi gündelik kaygılarını bir anlığına unutuyordu.

Gri bulutların altındaki Kalamış, bu haliyle nostaljik bir film karesi gibiydi. Eski İstanbul kışlarını, sert poyrazlı günleri, sahil boyunca yapılan uzun ve sessiz yürüyüşleri hatırlatıyordu. Deniz soğuk, hava sertti ama manzara bir o kadar romantikti. Belki de bu yüzden, bu fırtınalı hâl insana ürkütücü olduğu kadar huzur da veriyordu.

Yeni yılın henüz başında, kar beklerken fırtınayla karşılaşmak; insana planların, beklentilerin ve doğanın her zaman örtüşmediğini hatırlatıyor. Kalamış Koyu’nda yaşanan bu an, Marmara’nın sakin bir iç deniz olmanın ötesinde, gerektiğinde ne kadar güçlü, ne kadar belirleyici olabileceğini gösterdi.

Doğa, yılın ilk günlerinde kendini böylesine yüksek sesle ifade ederken; insanı durmaya, izlemeye ve kendi yerini yeniden düşünmeye davet ediyordu. Kalamış’ta denizin ayağa kalktığı bu anlar, hem kentin hem de insanın hafızasında uzun süre yer edecek güçlü bir başlangıç sahnesi olarak kalacak…

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu