İlmek ilmek bir hayattır terzilik

İlmek ilmek bir hayattır terzilik

Bağdat Caddesi’nin iç savaş sonrası Beyrut’u andıran tozlu yollarında yürüyoruz. Her yolun yanı başında sayısız insanın sayısız hikayesi var caddede. Anlat anlat bitmez aslında. Ben de bunlardan birine yürüyorum şimdi.

Cadde’nin Bostancı tarafında, ışıkların başlangıç noktasındayım. Küçük bir terzi dükkanından içeri giriyorum, Bostancı’nın ünlü terzisi Cumali’nin dükkanına. Girer girmez dışarıdaki koşuşturmacanın hemen dışında hissediyorum kendimi. Oldum olası terzi dükkanlarını severim zaten. İçeri girer girmez bir kumaş kokusu karşılıyor beni. Cumali Usta ile kumaşların arasında, demli çay üstüne şekerli bir “Ne olacak bu terziliğin hali” konusunu konuşuyoruz.

terzilik

BAĞDAT CADDESİ’NDE 46 YIL…

46 yıl olmuş terziliğe başlayalı. Bir yandan benle konuşuyor, bir yandan da cetvelle yeni siparişini oluşturuyor. Merakla izliyorum onu, bir doktor edası ile çalışıyor. Mesleğe ilk Şaşkınbakkal’daki dükkanında başlamış Cumali Usta. Yıllardır Bağdat Caddesi’nde terzilik yapıyor. Siyah-beyaz yılları soruyoruz, “O yıllar başkaydı” diyor ve ekliyor: “Giyinmek, güzel giyinmek, o dönemde daha bir farklıydı. İnsanlar sanki biraz daha özenliydi. Herkes dışarı çıkmadan aynada kendini iki defa kontrol ederdi.”

Terzi Cumali

46 yıldır Bağdat Caddesi’nde terzilik yapan Cumali Mızrak, meslek odaları ve belediyelerin terzilere sahip çıkması gerektiğini belirtiyor…

AHMET SAYIN, EKREM BORA VE DAHA NİCELERİ…

Emel Sayın’ın babası Ahmet Sayın’dan Ekrem Bora’ya kadar Yeşilçam’ın ünlülerine elbiseler dikmiş. Gururla anlatıyor o günleri. “Tabi Bağdat Caddesi’nde 46 yıl geçirince insanlar sizi tanıyor, seçiyor” diyorum. “İşini iyi yapan biriyim ki hala meslekte varım. Çok uzaklardan bile bana gelip elbise diktiren müşterilerim var yıllardır” diyor, gözlerinin için gülerek.

BANT SİSTEMİNE AYAK UYDURMAK ZOR…

Terzi Cumali, 1978 senesinde Pierre Cardin’den gelen fotoğrafı hala anı olarak saklıyor…

Cumali Usta; “Tabi zaman değişti. Büyük zincir mağazalarla yarışamıyoruz. Biz zanaatçıyız. Bant sistemine ayak uydurmamız zor. Bugün 300-400 TL’ye takım elbise satılıyor. Biz 1.500-2.000 TL’ye dikiyoruz. Günlerce uğraşıyoruz. El  emeği biraz da tabi. Bugünkü ekonomik şartlarda bunu herkes veremez doğal olarak” diyor üzülerek ve şunları ekliyor: “İnsanlar bu paraya daha fazla pantolon, gömlek alabiliyor. Aslında nasıl herkes berberini, doktorunu seçer ve hep onlara gider. Güvenir çünkü. Öyle bir kültür de olmalı. Terzisini de seçmeli insanlar diye düşünüyorum.”

ZAMANIN RUHUNA YENİLEN BİR ZANAAT…

Ya mesleğin geleceği diye soruyorum? “Evet terzilik hala yaşıyor. Ama eskisi gibi çırak yetişmiyor. Her gördüğünüz terzi de takım elbise, gömlek dikemiyor. Biraz da tekstil sektöründe branşlaşma söz konusu. Çoğu terzi daha çok tadiat ağırlıklı çalışıyor. Biraz da zamanın ruhuna yeniliyor sanırım terzilik. Değişiyor, evriliyor. Tabi bunun ekonomik ve sosyolojik boyutları da var” diye açıklıyor top kumaşların ardından.

CADDE’NİN ESKİ GÜNLERİ ÇOK GERİDE KALDI…

Demli çayımızın ikinciini içerken makinenin başına geçiyor Cumali Usta, elindeki kumaşı 1-2 dakikada heykeltıraş gibi şekle sokuyor. Tabi şaşırıyorum. “Ne zaman, nasıl oldu?” diye soruyorum. “Eee ustalık, 46 yılın hüneri” diyor gülerek. Birkaç dakikada terziliğin sihrine tanık oluyorum. Bu da hoş bir anı olarak kalıyor. “Bağdat Caddesi’nin son durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?” diye bir soru yöneltiyorum. Derin bir nefes alıp cevap veriyor. “İşlek bir sokakta olmayı yeğlerim. Cadde’nin eski günleri çok geride kaldı. İnşaatlar, kamyonlar baksanıza yola? Kim gelmek ister ki buraya diyor” toz bulutunu göstererek.

Çayımı bitirip Cumali Usta ile vedalaşıyoruz. Damağımda bir zanaatkâr dükkanında emekle yapılmış çayın lezzeti, aklımda bir dolu sorularla telaşlı, trafikli, tozlu ve gürültülü hayatımıza geri dönüyorum…

Cumali Usta, siyah-beyaz yıllardaki terziliğin çok daha farklı olduğunu söylüyor…




Bir Cevap Yazın

Optimization WordPress Plugins & Solutions by W3 EDGE